Nakit parayla imtihanımız: Hani o bırakıp giderken seni | LogEditor #10

Kredi kartları, temassız ödeme olanağı, kripto para birimleri ve şimdi de dijital para çalışmaları derken nakit parayla olan binlerce yıllık serüvenimizin artık eskisi gibi olamayacağı ortada.

LogEditor

İhtiyacımız hiç sona ermeyecek gibiydi. Binlerce yıldır hayatımızda olan ama işlevselliğini gün geçtikçe yitiren nakit paralar belki tümden yok olmayacak ama hayatımızdaki ağırlığı artık eskisi gibi olmayacak…

Kredi kartları aslında biraz uzaklaştırmıştı hayatımızdan. Kripto paralar artık ayrılığın habercisi gibiydi. Devletlerin dijital paraya yönelmesi ise geri sayımı başlattı.

Bu süreçte sayısız parametre vardı ancak ön ödemeli kartların, kredi kartlarının hayatımıza girmesi sonun başlangıcını oluşturdu.

Artık hemen herkesin cüzdanında olan banka kartlarının ilki 1946’da ortaya çıkmıştı. Kredi kartlarının atası ise seyahat ve eğlence için kullanılmak üzere tasarlandığında yıl 1949’du.

Dijital bankacılığın hayatımıza girmesiyle nakit paralar için tehlike çanları iyiden iyiye çalmaya başladı. Çünkü ödeme ve transfer konusunda hiç kuşkusuz daha avantajlıydı. Buradaki önemli noktalardan biri de “temassız ödeme” olacaktı. Nakit paraların bu hıza ayak uydurması mümkün değildi.

Kusursuz şekilde işledi

Gerçek dönüm noktası ise 2008 oldu. Satoshi Nakamoto adlı kişi veya grup ortaya çıkıp Bitcoin’in white paper’ını yayımladı. Blokzincir teknolojisi mevcut ekonomik araçlardan çok daha fazlasını vadediyordu. Bilindiği gibi, Bitcoin merkeziyetsizdi. Fiyatları yalnızca arz ve talepler belirleyecekti. Ayrıca geriye dönük hiçbir manipülasyon yapılamazdı. Bunu hiçbir otorite sağlayamamıştı. Dahası transfer işlemleri çok daha düşük maliyetli ve pratikti. Bunu hiçbir geleneksel finans sistemi sağlayamamıştı. Üstelik muhafazası çok daha kolaydı. Bunu başta altın dahil hiçbir yatırım aracı sağlayamamıştı.

Bitcoin 2009’da ortaya çıktı ve bugüne dek kusursuz şekilde işledi. Alternatif kripto paralar birbiri ardına ortaya çıktı. Bugün kripto paraların toplam piyasa değeri 340 milyar doların üstünde.

Devletlerin stratejisi de değişti

Tüm dünyada ciddi bir hacim oluşturan kripto paralar devletlerin kayıtsız kalamayacağı kadar ciddi bir hacme ulaşmıştı. Bu iki sonucu beraberinde getirdi:

  • Öncü devletler kripto para piyasalarını regüle etmeye başladı.
  • Kripto paraların sağladığı belli olanaklar devletleri dijital paraya yöneltti.

İsviçre’den Malta’ya, Almanya’dan Japonya’ya birçok ülke kripto para piyasalarının düzenlenmesi konusunda adımlar attı. Aracı kurumların kullanıcı veri ve varlıkları için gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığını denetlemesi, kullanıcı haklarını güvence altına alması, platformların hak ve sorumluluklarını belirlemesi öncü ülkelerde kripto para birimlere yönelimi artırdı.

Öte yandan başta Çin ve ABD gibi ülkeler dijital para birimlerini piyasaya sürmek konusunda önemli adımlar attı. Çin dijital yuanı denemeye başladı. Çok değil, birkaç hafta önce Çin Ticaret Bakanlığı dijital para birimi denemelerini Pekin’in yanı sıra Tianjin ve Hebei eyaletlerinde de uygulamaya sokacağını açıkladı.

ABD ise dijital dolar konusunda son derece kararlı. Kısa süre önce Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lael Brainard bir açıklama yaparak, konuyla ilgili araştırmalarını sürdürdüklerini, bu süreçte MIT gibi kuruluşlardan destek aldıklarını söyledi.

Avrupa ülkelerinin de bu konuda çalışmaları olduğu hemen her gün medyaya yansıyor. Almanya, İtalya, Hollanda dijital euro için kolları sıvadı bile.

Türkiye de bu konuda yol almaya devam etti. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda 2020’de “uluslararası ticaret sisteminde kabul görecek alternatif para ve ödeme sistemleri geliştirilmesi” yer alıyordu örneğin.

Devletler nakit paranın artık kabuk değiştirmesi gerektiğinin farkındaydı. Hem para basmanın maliyetinden kurtulmak hem de itibari paraları hız ve kolaylık konusunda kripto paraların sağladığı olanaklara yaklaştırmak istiyorlardı. Paradigma devler için de değişiyordu.

“Yeni normal”de nakit paraya yer var mı?

Tüm bu süreçte, zamanı hızlandıran bir başka gelişme de kuşkusuz Covid-19 oldu. Geleneksel piyasalara güvenin zedelenmesi bir yana, sadece hijyen konusundaki tedbirler dahi nakit parayı terk etme eğilimine neden oldu.

İnternet alışverişlerinin yoğunlaşması da bunun göstergeleri arasındaydı. Nakit paranın virüs taşıma ihtimali olduğu bir gerçekti.

Başka başka ülkelerden bu konuda istatistikler vermek mümkün. Avustralya’daki gelişmeyle yetinelim: Ülke her yılın ilk yarısında 15 milyon madeni parayı dolaşıma sokuyordu ancak talep olmadığı için bu, 2020’de yapılmadı. Ülkede Mart ve Nisan aylarında para çekim işlemi yüzde 40 azaldı.

Türkiye mi?

Pandeminin bu konudaki etkilerinden biri Bankalar Arası Kart Merkezi’nin verilerine yansıdı. 22 Mayıs günü, Türkiye’de 7 milyon temassız ödeme işlemi gerçekleşti. Bu bir rekordu. Kartlı ödemelerin toplam sayısı ise aynı gün 26 milyondan fazlaydı.

Tüm bu gelişmelerle “’Yeni normal’de nakit paraya ne ölçüde yer var?” sorusu gün geçtikçe gündemimizde daha çok yer alıyor.

Kredi kartları, temassız ödeme olanağı, kripto para birimleri ve şimdi de dijital para çalışmaları nakit paranın hâkimiyetini zayıflatıyor.

Zira muhafazası güç, transferi hantal, etkiye açık, hijyen konusunda riskli bir araçtan söz ediyoruz.

Bir süre daha hayatımızda kalacağı ortada, ancak ayrılık vakti yaklaşıyor.

Bu içerik en son 26 Ekim 2022 tarihinde güncellenmiştir.

Paribu

Türkiye’nin alanında öncü teknoloji şirketi ve lider kripto para işlem platformu.

 

MOBİL UYGULAMAMIZI İNDİRİN